Aylık arşivler: Eylül 2015

Gaz Beton Nedir

Gaz beton’un 1924 yılında patenti alınmıştır. 1929 yılında YTONG adıyla üretilerek kullanılmaya başlanmıştır. Gaz beton, geleneksel inşaat malzemeleri veya betona oranla çok hafif bir malzemedir. Ayrıca, içindeki hava kabarcıkları nedeniyle yüksek ısı yalıtım özelliğine sahip, bir tür hafif beton olarak bilinmektedir. Gaz beton; çimento, kum, sönmemiş kireç, çok düşük konsantrasyonda alçıtaşı ve su karışımına gözenek oluşturucu alüminyum ilave edilmesiyle elde edilir.

Gözenekli yapısı sayesinde iyi ısı yalıtımını sağlayan, hafif, yeterli basınç dayanımına sahip, yangına ve depreme dayanıklı hafif beton grubuna giren bir yapı malzemesidir. Üstün özellikleri ile gaz beton yapı malzeme ve elemanları; tek ve çok katlı konutlarda, sosyal ve turistik tesislerde, ticaret ve sanayi yapılarında sağladığı ekonomi, kalite, konfor ve hız nedeniyle güvenle kullanılmaktadır.

Gaz beton Avantajları

  • Isı yalıtım özelliği çok iyi bir malzemedir. Bunun nedeni gözenekli bir yapıda olması ve beton, delikli tuğla, biriketten daha hafif olmasıdır.
  • Gaz beton çok hafif bir malzemedir. Deprem sırasında oluşan eylemsizlik kuvvetini azaltır, yani depremde bir üstünlük sağlar.
  • Gözeneklerinin kapalı bir yapıya sahip olma nedeniyle dayanımları yüksektir. Dayanıklılık bakımından çeşitli dayanım sınıflarında üretilmektedir. Hacim değişmesi değeri çok düşüktür ve bu özelliği sayesinde duvarlarda oluşacak rötre çatlakları önlenir.
  • Ateşe dayanıklı bir malzemedir. İnorganik yapısı sayesinde gaz beton yapı malzemeleri A1 sınıfı yanmaz malzeme grubundadır.
  • Düzgün makinelerde milimetrik boyutlarda kesilerek üretilebilir. Bu sayede düzgün duvar örme imkanı sağlar.
  • Gaz beton yapı malzemeleri sesi bünyesinde tutma özelliğine sahiptir.
  • Üretilen hammaddesi, zirai amaçla kullanılmayan kayaç ve mineral kökenli doğal inorganik hammaddelerden üretildiği için çevreye zarar vermez. Yalıtım sağlama özelliğinden dolayı sağladığı yakıt tasarrufuyla hava kirliliğine daha az sebep olur.
Reklamlar

Alt Yüklenici ve Taşeron Seçimi

İnşaat projeleri, inşaatın bir bölümünü, iş’i taahhüt eden ana yükleniciden veya iş’i emaneten yaptıran yapı sahibinden üstlenen inşaatçı kişi veya firmaya sermaye ve donatımı az ise taşeron, daha kapsamlı iş yapacak kapasitede ise alt yüklenici denir.

Genelde sadece işçilik iş’i üstlenenlere de taşeron denir. Bunların çoğunlukla teknik kadrosu yoktur. Yüklenicinin, alt yüklenicinin ve taşeronun seçimi zor ve riskli bir işlemdir. Seçilecek kişi veya Firma kontrole ve işverene karşı sorumlu olmamasına karşın, yaptığı eksik-aksak işler, kullandığı malzeme, ekipman ve yapı bünyesine girecek cihazlarla ana yükleniciyi sorumlu duruma sokar. İşi gerekli süratle yapamaması durumunda da sorun aynıdır.

  • Alt yüklenici ve Taşeron seçimi öncelikle dikkat edilecek huşular şunlardır:
  • Referansların iyi olması
  • Konusu ile ilgili Teknik eleman olması
  • Yapacağı işin projelerini, şartnamelerini ve yerini çok iyi incelemiş olması
  • İş için ekipleri bulunması
  • İş için gerekli araç, gereç ve ekipmanı bulunması
  • Yeterli teminat verebilmesi veya kefil gösterebilmesi
  • İyi niyetli, dürüst, çalışkan ve sağlıklı olması

Alt yüklenici ve Taşeronlarla teklif aşamasında ön anlaşma ve iş alındığında kesinlikle sözleşme yapılmalı; sözleşmelerde, ana yüklenicinin sözleşmesine atıfta bulunulmalıdır.

Önemli bir neden yok ise değerli malzeme, ekipman, cihaz ve makinelerin sağlanması yükleniciye ait olmalıdır. Bu tutum hem riskleri azaltır hem de ekonomi sağlar. Aksi halde, ikinci yüklenici veya taşerona verilecek avansın yeterince arttırılması gerekir ki, bu da riskli bir durum oluşturur.

Alt yüklenici ve Taşeronların inşaat işlerindeki rolü çok önemlidir. Başarıda büyük katkıları olur. Ancak aşırı iyimser, hesap bilmez, art niyetli, deneyimsiz olan inşaatı perişan ederler. Buna rağmen iş ortasında bunların değiştirilmesi zor olur.

Bu konuda Yükleniciye düşen önleyici görevler, taşeron ve ikinci yüklenicileri teklif aşamasından itibaren her yönleri ile yakından izlemeleri, kontrol etmeleri, gerektiğinde desteklemeleri şeklinde özetlenebilir.

Bir başka önemli konu da alt yüklenici ve taşeronların işçi sosyal gereksinmelerini yeterince sağlaması ve ücretlerini zamanında ödemesi hususlarıdır. Alt yüklenici ve taşeronların bu vecibelerini aksatmadan yerine getirmeleri için sözleşmelerinde hükümler bulunmalı ve uygulanması kontrol edilmelidir.

İnşaat Finans Planlaması

İnşaat işlerinde, kendine konut yapan veya yaptıran mal sahibi konumundaki insanların çoğu, giriştikleri inşaatın tümüne ait nakit ihtiyacını kapsamlı olarak düşünmez. Çevreden alınan yüzeysel bilgilerle, oluşturulan maliyet planları genelde fiyaskoyla sonuçlanmaktadır.

Sözleşmeli inşaat işlerinde durum farklıdır. Kamu olsun, özel olsun mal sahibi, çoğu kez deneyimlidir. İnşaatın ödeme planını yapmak ve finansmanını sağlamak kendi yararınadır. Aksi halde inşaat bilmeden para bitecek ve zor durumda kalacaktır.

Eski dönemlerde yükleniciler sınırlı öz sermayelerini iş makinelerine veya başka yatırımlara kaydırırlar, işlerini avans olanakları ile çevirilerdi. Hatta bazıları, aldıkları avansı da plansız programsız başka yerlerde kullanırlardı. Bu nedenle avansı olan işler, hayli indirimli veya düşük fiyatla alınır ve sonradan zor durumlara düşülürdü.

Türkiye’de ve Dünyada eskisi gibi bol avanslı ve çok karlı inşaat işleri artık bulunmamaktadır. Dolayısıyla yüklenicilerin Finansal planlama yapmadan olanaklarını ve özellikle iş avanslarını o inşaata tam yarar sağlamayacak yerlerde kullanmaları sakıncalıdır. Bu tutum bütün inşaatı etkiler, aksatır ve zarara neden olur.

Finansal planlamanın amacı, avansı olsun olmasın bir inşaat’ın finans sorunu yaşamadan nasıl yönetileceğinin belirlenmesidir. Doğal olarak, planlamanın doğru ve gerçekçi bir şekilde yapılması gerekir. Bu koşul yetmez. Ayrıca finans planının inşaat sürecinde titizlikle uygulanması, izlenmesi kontrolü gerekir.

Finans Planlaması, inşaat için gerekli olan paranın,

  • Ne zaman, nereden sağlanacağı?
  • Ne zaman, Nerelerde kullanılacağı?
  • Optimum nakit düzeyinin ne olacağı?

Sorunlarının, gerçekçi bir şekilde önceden cevaplandırılmasıdır.

Finans planlaması, yasak savmak için, ele alınmış ve ayrıntılı hesaplar yapılmadan hazırlanmış ise, bir işe yaramaz, sadece akıl karıştırır; Yüklenici ile Şantiye arasında krizlere neden olur.

Bu planlama için Finans Analizi ve Nakit Akış Diyagramı Yapılır.

İnşaat Finans Analizi  

Finans analiz çalışmaları; Girişilen inşaat ile ilgili maliyet hesap ve analizleri, benzeri örnek iş’lerin muhasebe kayıtları, iş programı hazırlık çalışmaları, risk ve karlılık ilişkileri, piyasa araştırmaları ve koşulları unsurlar incelenerek hazırlanır. Bu tür kayıt, hesap ve çalışmaları bulunmayan inşaatçı’ların, her şeyden önce uzmanlardan yararlanarak eksiklerini gidermeleri gerekir.

İnşaat Nakit Akış Diyagramı

Nakit akış diyagramı farklı şekillerde yapılabilir. Sözleşmeli bir iş için, özsermaye, ihale hazırlığı harcamaları, avans, hakediş ödemeleri, aylık her türlü harcamalar dikkate alınarak aylık nakit gelir ve gideler bir çizelge şekline sokulur. Gerekirse Stratejik ilkeler ve İş programı gözden geçirilerek nakit akışının pozitif olmasına, yani iş’in nakit sorunu yaşamadan karlı tamamlanmasına çalışılır.

Yıktırma ve Tahliyeyi Engelleyen Kişiler

Kentsel dönüşüm uygulamasında, riskli yapıların tespiti ve yıktırma işlemlerini engelleyenler hakkında, yapılan eylemlere göre Türk Ceza Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulabilir.

Riskli bina tespiti, bu yapıların tahliyesi ve yıktırılması iş ve işlemlerine dair görevlerinin gereklerini yerine getirmeyen kamu görevlileri hakkında, tabi oldukları ceza ve disiplin hükümleri uygulanır. Bu engellemeleri yapanlar hakkında idarece veya Müdürlükçe tutanak tutulur ve bunlar hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ilgili hükümlerince Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulur. Riskli yapıları yıktırma ve tahliye görevlerini yerine getirmeyen kamu görevlileri hakkında ise, tabi oldukları ceza ve disiplin hükümleri uygulanı

Kentsel Dönüşüm Yıkım Ruhsatı

Riskli binalarında tespiti sürecinin ardından, maliklerden birinin, birkaçının veya vekillerinin talebi üzerine kurumlara yıkım için engel kalmadığını belli edecek belgeler bildirilerek kentsel dönüşüm yıkım ruhsatı düzenlenebilir.

Kentsel Dönüşüm Yıkım Ruhsatı Düzenlemek için Yapılacak İşlemler;

  • Riskli yapının tahliye edilmesi
  • Elektrik, su ve doğalgaz gibi hizmetlerin kapatıldığı bu kurumlardan alınan belgeler karşılığında tespit edilmişse
  • Yıkım sorumlusu olarak fenni mes’ul belirlenmişse

Diğer maliklerin muvafakatı aranmadan Belediye Başkanlığınca altı iş günü içerisinde yıkım ruhsatı düzenlenecektir.

Uygulama sürecinde malikler arasında bir sıkıntı yaşanmadan oy birliği sağlanması halinde yıkım sürelerinin işleyeceği yönündeki kanaat bu madde ile giderilmiş olup malikler taşınmazı tahliye ettiklerini belgeledikleri ve yukarıda belirtilen süreçler tamamlandığı takdirde 60+30 günlük süreleri beklemeden yıkım ruhsatını alabilecek ve yeniden yapım sürecini hızlı bir şekilde gerçekleştirebilecektir. Burada belirtilen tahliye sadece malikleri değil taşınmazda mevcut tüm kiracıların da tahliyesini kapsamaktadır.

6306 Sayılı Kanun

6306 sayılı kanun, deprem riski altındaki alanlar, riskli yapılar ve bu yapıların bulunduğu arsaları günümüz standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli bir şekilde yenilemeyi amaçlar. Herkesin sağlıklı, dengeli ve güvenli bir çevrede yaşama hakkı olduğundan, Devlete bu hususta görevler yüklenmektedir.

Ülkemizin büyük bir kısmı deprem bölgesinde bulunduğundan ciddi risk altındadır. Buna rağmen, Ülkemizde bulunan yapıların büyük bir kısmının depremlere karşı dayanıklı olmadıklarından, orta şiddetteki bir depremde bile ağır derecede hasar görüp yıkıldıkları, bundan dolayı sosyal ekonomik problemlerin yaşandığı ve devletin beklenmedik bir anda büyük mali külfetler ile karşı karşıya kaldığı bilinmektedir.

6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kamuoyunda kısaca Kentsel Dönüşüm Kanunu olarak adlandırılmaktadır. Bu kanunun amacı; afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemektir.

6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un konusu; ülke ve kent ölçeğini göz önüne bulundurarak deprem, yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi, çığ ve benzeri afetler tehlikesi altında bulunan riskli alan ve riskli yapıları dönüştürmektir.

6306 sayılı Kentsel Dönüşüm Kanunu ile afet riski altındaki alanlar ile riskli yapıların dönüşümünü sağlayarak, ülke genelinde sağlıklı, güvenli ve yaşanabilir yapılar oluşturmak amacıyla çıkarılmıştır. Ülkemizde yaşanan depremler sonucunda ciddi can ve mal kayıplarının tekrar yaşanmaması ve şehirlerin; sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerine dönüştürülmesi hedeflenmiştir.

Riskli Yapı Denetimi Yapan Kurumların Dikkat Etmesi Gerekenler

Bu göreve üstlenen lisanslı kuruluşların, ilgili yönetmelikler gereğince binanın yapısının sağlam olup olmadığı yönünde detaylı teknik film çekimi yapmaları gerekmektedir. Kolon ve kirişlerin sağlam olup olmadığı yönünde alınan karotların o binadan alınıp alınmadığı belgelemesi açısından damgalanması suretiyle belli bir basınç altında kırılması suretiyle denetlenmesi gerektiği belirtiliyor. Bu denetimi yapan kurumların kentsel dönüşüm yasası hakkında yeterli bilgilere sahip olmalıdır.

Kuruluşları, tüm riskli yapı tespit raporu ölçümlemesini bağımsız bir şekilde gelerek işlem yapmaktadır. Yani, bu kuruluşları film çekimleri veya karot alımları sırasında onları kontrol edecek hiçbir denetim mekanizması bulunmamaktadır.

Yönetmeliğin 6.maddesi 3.fıkrasına göre riskli yapı tespitini gerçeğe aykırı yapan firmaların lisansları bakanlıkça iptal edilecektir.

Buna göre;

  • Lisans başvurusunda gerçeğe aykırı bilgi ve belge sunduğunun tespit edilmesi,
  • Lisanslandırma şartlarının kaybedilmesi,
  • Risksiz bir yapının riskli veya riskli bir yapının risksiz olarak tespit edilmesi,
  • Riskli yapı tespiti neticesini etkilemeye yönelik olarak, yapıya ilişkin verilerin eksik ve yanlış alınarak hesaplama yapılması sebebiyle daha önce yazılı olarak uyarılmış olması,
  • Otuz günlük süre içinde, riskli yapı tespit eksiklerin düzeltilerek raporun Müdürlüğe sunulmaması, hallerinde lisansı Bakanlıkça iptal edilir.

Lisansı iptal edilen kurum ve kuruluşlar için beş yıl süre ile yeni bir lisanslandırma yapılmaz. Lisansı iptal edilen kuruluşun ortakları, bu kuruluştaki hisselerini devretseler dahi, beş yıl süre ile başka bir lisanslı kuruluşa ortak olamazlar, riskli yapı tespitinde görev alamazlar ve bu ortakların kurdukları kuruluşlara lisans verilmez.